Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

Global News - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Saçta Yeni Dönem: “Doğal Ama Pahalı Görünen” Trend İstanbul’u Sardı Haber

Saçta Yeni Dönem: “Doğal Ama Pahalı Görünen” Trend İstanbul’u Sardı

Kuaför Kaan Üstüntaş’a göre 2026 yazında yapay sarılar tarihe karışıyor; doğal tonlar, sağlıklı saç ve gerçekçi beklentiler öne çıkıyor. İstanbul’da kadın kuaförlüğü sadece bir bakım hizmeti olmaktan çıkıyor, adeta kişisel imajın ve özgüvenin yeniden inşa edildiği bir alana dönüşüyor. Uzun yıllardır sektörün içinde olan kuaför Kaan Üstüntaş, saçın artık yalnızca teknik bir işlem değil; psikoloji, estetik ve medya etkisinin birleştiği çok katmanlı bir alan haline geldiğini söylüyor. Ona göre bugün iyi saç yapmak tek başına yeterli değil, yapılan işi doğru anlatabilmek ve doğru konumlandırmak da en az teknik kadar kritik. Son iki yılda saç trendlerinde dikkat çeken net bir kırılma yaşandığını vurgulayan Üstüntaş, “Eskinin sert, agresif sarıları yerini daha doğal, tenle uyumlu tonlara bıraktı. Artık insanlar bağıran değil, kaliteli görünen saç istiyor” diyerek değişimi özetliyor. Özellikle “doğal ama pahalı duran” saç anlayışının yükseldiğini belirten Üstüntaş, bu yaklaşımın hem renk hem kesimde kendini gösterdiğini ifade ediyor. Sosyal medyanın etkisini inkâr etmeyen Üstüntaş’a göre, influencer’lar trendleri başlatıyor ancak gerçek hayat bambaşka dinamiklerle ilerliyor. “İnsanlar gördüğünü beğeniyor ama kendi yüzüne, tenine ve yaşamına göre karar veriyor. Her trend herkese uymaz” diyerek sahadaki gerçekliği net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle filtreli fotoğrafların yarattığı algıya dikkat çeken Üstüntaş, saçın geçmişinin sonucu doğrudan etkilediğini belirtiyor: “Saçın yıpranma durumu, boya geçmişi, yapısı… Bunlar hesaba katılmadan yapılan işlemler hayal kırıklığı yaratıyor. Biz aslında hayal ile gerçek arasında bir köprü kuruyoruz.” Sektörde en büyük hatalardan birinin bilinçsiz sarı açma işlemi olduğunu söyleyen Üstüntaş, özellikle evde veya yanlış uygulamalar sonucu saçın ciddi zarar gördüğünü ifade ediyor. “Saçın kaldıracağı seviyeyi hesaplamadan yapılan işlemler saçın kopmasına, lastik gibi olmasına neden oluyor” diyerek uyarıda bulunuyor. 2026 yazına dair öngörülerinde ise oldukça net konuşuyor: “Kum beji tonlar, parlak kahveler ve soft geçişli balayajlar öne çıkacak. Kesimde ise hacimli katlar ve hareketli uzun saçlar geri dönüyor.” Erkek saçında da dönüşüm yaşandığını belirten Üstüntaş, klasik kısa kesimlerin yerini daha doğal, detaylı ve bakımlı görünümlere bıraktığını söylüyor. Müşteri iletişimi konusunda da dikkat çeken bir yaklaşım sergileyen Üstüntaş, filtreli fotoğraflarla gelen talepleri doğrudan reddetmek yerine analiz ettiğini belirtiyor. “Önce neden o görüntüyü istediğini anlamaya çalışıyorum. Sonra ona uygun, gerçek hayatta da güzel duracak versiyonunu sunuyorum” diyerek profesyonel yaklaşımını anlatıyor. Kuaförlüğün artık sadece teknik bir meslek olmadığını vurgulayan Üstüntaş, sektörün geleceğini şu sözlerle özetliyor: “Teknik zaten temel. Ama vizyon yoksa sıradan kalırsın. Pazarlama önemli ama içi boşsa sürdürülebilir değil. İnsanlar artık hizmet değil, hissiyat satın alıyor.” İstanbul’da kaliteli bir saç işleminin maliyetine de değinen Üstüntaş, fiyatların arkasındaki gerçekleri şöyle açıklıyor: “Kullanılan ürünler, harcanan zaman, ekip ve tecrübe… Bunların hepsi maliyeti belirliyor. İyi saç sadece o gün güzel görünmek değil, uzun vadede sağlıklı kalması demek.”

Bir Yazı Tura ile Başlayan Lezzet Yolculuğu: Pasta Sanatı’nın Hikâyesi Haber

Bir Yazı Tura ile Başlayan Lezzet Yolculuğu: Pasta Sanatı’nın Hikâyesi

Bazı markalar vardır; sadece ürün satmaz, bir hikâye anlatır. Pasta Sanatı da tam olarak böyle bir geçmişin modern temsilcisi. Bu hikâye, 1920’li yıllarda Mardin’de küçük bir dükkânda başlıyor. Ailenin büyüklerinden Tevfik Bey’in lokum ve badem şekeri üretimiyle temeller atılırken, yıllar sonra bu yolculuğun yönünü değiştiren ilginç bir karar alınıyor. İkinci kuşaktan Şefik Sekizkardeş, amcasıyla yan yana duran iki dükkânı paylaşmaya karar veriyor. Karar yöntemi ise oldukça sade: yazı tura. Ve sonuç, sadece o günü değil, aslında bir asra yaklaşan bir mesleği belirliyor. Pastane Şefik Bey’e kalıyor ve bugün hâlâ devam eden pastacılık geleneği o anda şekilleniyor. 1950’li yıllarda dondurma ve pasta üretimiyle gelişen bu miras, 1980’lerde İstanbul’a taşınıyor. Üçüncü kuşağın açtığı ilk pastane ile birlikte aile işi, yerel bir zanaatten şehirli bir markaya dönüşmeye başlıyor. Yılların birikimi, 2008 yılında yeni bir vizyonla birleşiyor ve Pasta Sanatı doğuyor. Bu yeni marka, klasik pastacılığı modern tasarım ve yenilikçi dokunuşlarla yeniden yorumlayarak özellikle ekler ürünleriyle kısa sürede kendine özgü bir yer ediniyor. Bugün Pasta Sanatı, sadece bir pastane olmanın ötesinde; kişiye özel tasarımları, butik üretim anlayışı ve geniş ürün yelpazesiyle dikkat çekiyor. Günlük pastalardan özel gün konseptlerine, çikolata koleksiyonlarından trend ürünlere kadar uzanan çeşitlilik, markanın hem geleneksel hem de modern yüzünü bir arada yansıtıyor. Aile geleneği ise hâlâ devam ediyor. Dördüncü kuşak temsilcisi Bilal Sekizkardeş, 2017 yılında markanın yönetiminde aktif rol alarak süreci ileri taşıyor. 2025 yılında Tağ ailesi ile yapılan ortaklık sonrası ise şirket, Ömer Tağ liderliğinde daha kurumsal ve büyüme odaklı bir yapıya geçiyor. Bugün Pasta Sanatı, İstanbul genelinde Bahçelievler, Beykent, Fatih , Mimaroba , Marmarapark , Halkalı hizmet verirken, 2026 yılı itibarıyla Bahçeşehir ve Sultangazi’de açılacak yeni mağazalarıyla büyümesini sürdürüyor. Yaklaşık 100 yıllık bu hikâye, küçük bir dükkânda başlayan bir ustalığın, doğru kararlar ve nesiller boyu süren emekle nasıl güçlü bir markaya dönüştüğünün en sade örneklerinden biri olarak yoluna devam ediyor.

Zayu ile Başlayan Yolculuk: Bir Husky’nin Aileye Kattığı Dinginlik Haber

Zayu ile Başlayan Yolculuk: Bir Husky’nin Aileye Kattığı Dinginlik

Siberian Husky cinsi Zayu’nun hikâyesi, sezgilerle verilen bir kararın bir ailenin yaşamını nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor. Zayu’nun sahibi Gizem Artış, hem sahiplenme sürecini hem de bir Husky ile yaşamaya dair deneyimlerini samimi bir dille anlattı. Artış, Zayu’nun hayatına girişinin, içsel çalışmalar yürüttüğü bir döneme denk geldiğini belirterek, o süreçte okuduğu Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının kendisinde güçlü bir çağrışım yarattığını ifade etti. Bu başlıktan ilhamla hayatında benzer bir enerji yaratmak istediğini söyleyen Artış, Zayu ve kardeşlerinin yer aldığı bir ilanla karşılaşmasının ardından ailesiyle kısa bir değerlendirme yaparak sahiplenme kararı aldıklarını dile getirdi. Ertesi gün Zayu’nun eve gelmesiyle birlikte yeni bir yolculuğun başladığını söyledi. Bir Siberian Husky ile yaşamanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını vurgulayan Gizem Artış, Zayu’yu bilinçli bir ırk araştırmasından ziyade sezgisel bir yakınlıkla seçtiklerini, bu nedenle karakter özelliklerini zaman içinde tanımaya başladıklarını belirtti. Alışma süreci, karşılıklı konfor alanlarının oluşturulması ve yüksek enerji düzeyine uygun günlük rutinlerin belirlenmesinin zaman aldığını ifade eden Artış, Husky’lerin özgür ruhlu yapısının eğitim sürecinde sabır ve tekrar gerektirdiğini söyledi. Henüz altı aylık olan Zayu’nun karakterini “sürüsüne bağlı, güçlü bir karakter” sözleriyle tanımlayan Artış, onunla birlikte öğrenmeye ve uyumlanmaya devam ettiklerini dile getirdi. Zayu adına açılan sosyal medya sayfasının başlangıçta yalnızca anı biriktirme amacı taşıdığını söyleyen Gizem Artış, Zayu’nun gelişim sürecini yakın çevreleriyle paylaşmak için bu adımı attıklarını ifade etti. Zamanla sayfaya gösterilen ilginin arttığını belirten Artış, özellikle Zayu’nun anlamlı bakışları ve kürk renklerinin takipçilerden olumlu geri dönüşler aldığını söyledi. Zayu’nun hayatında yarattığı en büyük değişimin “anda kalma” duygusu olduğunu vurgulayan Artış, yürüyüşler ve birlikte geçirilen zamanların kendisi için sakinleştirici ve bağ güçlendirici bir etki yarattığını belirtti. Evcil hayvan sahipliğinin ciddi bir sorumluluk olduğunun altını çizen Gizem Artış, herkesin köpek sahiplenmesinin doğru olmayabileceğini, ancak düzen, sınırlar ve sevgiyle kurulan bir ilişkide bunun hayatın en öğretici deneyimlerinden birine dönüşebileceğini ifade etti. Özellikle çocuklu aileler için bu deneyimin büyük kazanımlar sunduğunu belirten Artış, Zayu’nun büyük oğlunun köpek korkusunu aşmasına da katkı sağladığını söyledi. İstanbul gibi kalabalık bir şehirde Husky ile yaşamaya dair de değerlendirmelerde bulunan Artış, site içinde sürdürülen günlük rutinlerin zaman zaman sahil yürüyüşleri ve kısa kafe molalarıyla çeşitlendiğini, Zayu’nun sosyal ve oyun sever yapısıyla çevresine kolayca uyum sağladığını dile getirdi. Geleceğe dair hayalini ise Artış şu sözlerle özetledi: Zayu’nun iyi yönlerinin pekiştiği, karşılıklı anlayışın ve iletişimin her geçen gün güçlendiği bir birlikte yaşam.

Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin 17. Olağan Genel Kurulu İstanbul’da Gerçekleşti Haber

Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin 17. Olağan Genel Kurulu İstanbul’da Gerçekleşti

Dr. Av. Murat Aksu Yeniden Başkan Seçildi. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin (TMPK) 17. Olağan Genel Kurulu, İstanbul’da Delta Hotels by Marriott’ta Genel Kurul üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, geçtiğimiz döneme ilişkin faaliyetler üyelerle paylaşılırken, Paralimpik Hareketin ülkemizde geldiği nokta, Paris 2024’te elde edilen tarihi başarılar ve 2024–2028 Stratejik Planı kapsamında yapılacak çalışmalar üzerine bilgilendirmelerde bulunuldu. Bu kapsamda ulusal ve uluslararası alandaki gelişmeler, komitenin kurumsal kapasite artırımı çalışmaları ile gelecek dönemin öncelikli hedefleri aktarıldı. DR. AV. MURAT AKSU GÜVEN TAZELEDİ! Genel Kurul’da yapılan seçim sonucunda Dr. Av. Murat Aksu, katılan üyelerin tamamının oylarını alarak yeniden başkan seçildi ve güven tazeledi. Başkan Aksu yaptığı teşekkür konuşmasında, Türkiye’nin Paralimpik sporlarda yükselen ivmesini daha da güçlendirmek adına tüm paydaşlarla iş birliği içerisinde çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Yönetim Kurulu Asil Üyeler Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı Dr. Av. Murat AKSU Abdulkerim Merdan ARAZ Gülboy YAKUBOĞLU İbrahim GÜMÜŞDAL İbrahim Halil KORKMAZ Mehmet KOCATEPE Ümit Deniz KURT Zümrüt Yezdani KEDİK Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Yönetim Kurulu Yedek Üyeler Ali Koray BÜYÜKASAR Eda Elif ÖZBEK Kürşad BADEM Meral CANLI Necmettin Aydın Nesim TURAN Osman ERTÖZ SİCİL VE DİSİPLİN KURULU ASİL ÜYELER Abubekir ÖZCAN – Başkan Ömer Emre KAYNAK Numan AKPINAR YEDEK ÜYELER Bekir Baran ORUÇ Cevher SÖNMEZ Kübra DURSUN DENETLEME KURULU ASİL ÜYELER Ahmet Cihat KUMUŞOĞLU-Başkan Ali Evren DOĞRU Belkıs AKTÜRK YEDEK ÜYELER Ahmet ÖZCAN Nabi ORUÇ Selim KARA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.