Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#E-Ticaret

Global News - E-Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, E-Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

GÜZELLİK VE KİŞİSEL BAKIM, TÜRKİYE’DE YÜKSELİŞTE… Haber

GÜZELLİK VE KİŞİSEL BAKIM, TÜRKİYE’DE YÜKSELİŞTE…

Tüketici zekâsı alanında global lider NielsenIQ, güzellik ve kişisel bakım trendlerine ilişkin içgörülerini sektörle paylaştı. NielsenIQ, detaylı ölçümlemesini gerçekleştirdiği bu kategorilerin Türkiye ve globalde sahip olduğu yüksek potansiyelin altını çizdi. NielsenIQ perakende panel verileri ve alışverişçi içgörüleri, globalde fiyat artış hızının yavaşladığı bir dönemde güzellik ve kişisel bakım kategorilerinin hem hacim hem de ciro açısından güçlü performans sergilediğini ortaya koyuyor. Türkiye bu büyümede bölgesel olarak en güçlü performans gösteren ülke konumuna yükselirken, tüketici davranışlarındaki değişimlerin ve dijital dönüşümün de pazarı yeniden şekillendirdiği görülüyor. “Güzellik ve Kişisel Bakım, Global Hızlı Tüketim Ürünleri Büyümesinin Lokomotif Kategorisi” NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü ve NielsenIQ Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika & Hindistan E-ticaret Bölge Başkan YardımcısıDidem Şekerel Erdoğan, hızlı tüketim ürünlerinde son iki yıllık döneme bakıldığında, globalde fiyat artışları ile birlikte hacimsel artış hızında yavaşlamalar görüldüğünü ifade etti. Didem Şekerel Erdoğan “Globalde toplam hızlı tüketim ürünlerinde büyüme%3,3 olarak gerçekleşirken, güzellik ve kişisel bakımdakibüyümenin %3,9 ile ana kategorilerin arasında başı çektiğini görmekteyiz. Ayrıca güzellik ve kişisel bakım kategorisi, güçlü hacim performansıyla diğer kategorilerden ayrışarak hem hacim hem ciro bazında globalde güçlü performans gösteriyor.” diye konuştu. NielsenIQ global panel verileri ve alışverişçi araştırmalarından yola çıkarak güzellik sektörüne yön veren 10 trendi paylaşan Didem Şekerel Erdoğan, bunların “değer arayışı, çoklu kanalın yükselişi, evde güzellik rutinleri, güzellik teknolojisi, farklı kuşakların ihtiyaçlarını gözetmek, içerik odaklılık, bütünsel sağlık, Kore güzellik anlayışı, güzellik alışverişinde sezonsal dönemlerin önemi ve çapraz kategori iş birlikleri” olduğunu söyledi. “Tüketici Artık Yapay Zekâ ile Konuşarak Alışveriş Yapıyor…” Didem Şekerel Erdoğan’ın güzellik alışverişinin dönüşümü hakkında paylaştıkları içgörülere göre: Tüketiciler artık ürün arayışlarında yapay zekâ araçlarını kullanıyor. Yapay zekâ destekli derin öğrenme modelleri olan LLM’ler yeni arama motoru optimizasyonu olarak karşımıza çıkıyor. Akıllı markalar, yapay zekâ platformlarında bu aramalarda öne geçerek fark yaratıyor. Türkiye Güzellik ve Kişisel Bakım Pazarında Güçlü Bir Yükseliş İvmesi Var… NielsenIQ Türkiye Güzellik ve Kişisel Bakım Pazar ölçüm sonuçlarına göre, Türkiye’de parfüm ve saç bakım kategorileri güçlü büyümesini sürdürüyor. 2025 yılı ciro bazında parfüm %41, saç bakımı %37, kozmetik %35 ve cilt bakımı %32 büyüme gösterdi. Parfümeriler ise 2025’te %38’lik büyüme göstererek, güçlü büyümesini sürdürmeye devam ediyor. Alışverişçilerin dörtte üçü, özellikle ağız bakım, parfüm/deodorant ve saç bakım kategorilerinde yeni ürün görmek istediklerini belirtiyor. En yenilikçi kategoriler ise kadın parfümleri, şampuanlar ve saç kremleri olarak öne çıkıyor. NielsenIQ panel verilerinde gözlenen bu güçlü büyüme rakamlarının güzellik ve kişisel bakım pazarının yüksek potansiyelini teyit ettiğini belirten Didem Şekerel Erdoğan “Gerek parfümeri ve süpermarketlerin öne çıktığı offline kanalda, gerekse de online pazarda gözlenen bu yüksek büyüme rakamları, çoklu kanal alışverişinde güzellik ve kişisel bakım gruplarının ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koyuyor. NielsenIQ olarak, bu gruplara yönelik yaptığımız panel ölçümlememiz ve tüketici araştırmalarımızla, markaların ve perakendecilerin büyüme yolculuklarına ışık tutuyoruz.” diye konuştu. Evde Güzellik Rutinleri Yaygınlaşıyor… Hanede geçirilen zamanın artmasıyla birlikte, Türk tüketicilerininkuaför ve güzellik salonu ziyaretlerini azalttığı; saç bakımı, saç boyama, tırnak bakımı, cilt bakımı, saç şekillendirme ve epilasyon gibi işlemleri evde yapmaya yöneldiği görülüyor. Böylece tüketiciler, bakım ürünleri ve ev tipi elektrikli kişisel bakım aletleri satın alarak tasarruf sağlama yoluna gidiyor. Güzellik ve Kişisel Bakım Ürünlerinin Online Alışverişteki Payı Ortalamanın Üzerinde… 2025 yılında Türkiye’de hızlı tüketim ürünlerinde online alışveriş ciro payı %9 iken, kişisel bakımdaki online alışverişin payı %23ile hızlı tüketim ürünlerinin oldukça üzerinde seyrediyor. Elektrikli kişisel bakım ürünlerinin online alışverişteki payı ise %55 seviyelerinde görünüyor. Güzellik Kategorisinin E-ticaretteki Büyümesi Dikkat Çekiyor… Yine ülkemizde saç bakımı, parfüm ve makyaj sektörleri online alışverişte kişisel bakım ortalamasının üzerinde büyüme gösteriyor. Güzellik kategorilerinin e-ticaret performansında%51’lik büyüme göze çarpıyor. Bu kategorinin alt başlıklarına bakıldığında; parfümde (%67), saç bakımda (%55), makyajda(%53) ve cilt bakımda (%50) artış görülüyor. Kişisel bakım ve sağlıklı yaşam kategorilerinde, 2025 yılında online alışverişte en hızlı büyüyen 10 alt kategori arasında; vitamin ve gıda takviyeleri(%95), saç köpüğü (%77) tüy dökücü kremler (%73), duş jelleri (%70), sabun (%68), şampuanlar (%68) ve parfümler (%67) ile ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle vitaminlerdeki bu yükseliş, önleyicisağlık trendinin yükselişini destekliyor. Güzellik Alışverişçisi İçeriğin Peşinde… Artık tüketiciler, sosyal medyanın etkisiyle kozmetik ürün içerikleri konusunda çok daha bilinçli hale geliyor. Aynı zamanda cilt tiplerine özel içerik barındıran hibrit ürünlere yönelerek, tek bir üründen çoklu fayda sağlamayı tercih ediyor. İçerik üreticileri, uzman görüşleri ve yapay zekâ destekli bilgi akışı sayesindetüketiciler; ürünlerin içeriğini analiz edebilen ve kendi ihtiyaçlarına göre değerlendirebilen bir noktaya ulaştı. Tüketicilerin %76’sı kişisel bakım alışverişlerinde içerik bilgisine önem verirken, en çok tercih edilen içerikler ise kolajen (%69) ve keratin (%50) olarak öne çıkıyor. Bu dönüşüm, kozmetik alışverişlerinde marka algısının yanı sıra, içerik odaklı ve güven temelli yeni bir dönemi de beraberinde getiriyor. Bu eğilim yalnızca kozmetikle sınırlı kalmayıp vitamin ve gıda takviyelerine de yansırken, D vitamini, C vitamini ve magnezyum, tüketicilerin ajandasında en çok tercih edeceklerini beyan ettikleri ilk üç takviye arasında yer alıyor.

Yeşilmarka’dan Holistik Sağlık Hamlesi Haber

Yeşilmarka’dan Holistik Sağlık Hamlesi

Doğal Kozmetikten Yerli Whey Proteine Uzanan Yolculuk Doğal ve sürdürülebilir yaşam odaklı ürünleriyle dikkat çeken Yeşilmarka, 2016 yılından bu yana hem kozmetik hem de beslenme alanında bütünsel bir sağlık yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Marka, doğal içerikli kozmetik ürünlerden sporcu beslenmesine, koku dünyasından AR-GE destekli üretime kadar geniş bir ekosistem oluşturmuş durumda. Yeşilmarka yetkilisi Osman Emre Sayın, markanın çıkış noktasının “cildin gıdası” anlayışı olduğunu belirterek, insan vücudunun en büyük organı olan cildin temas ettiği kimyasalları doğrudan emdiğine dikkat çekti. Bu bilimsel gerçeklikten hareketle, zararlı kimyasallardan arındırılmış ve %100’e varan doğal içerikli ürünler geliştirdiklerini ifade eden Sayın, markanın temel hedefinin hem insan sağlığını hem de doğayı korumak olduğunu vurguladı. Marka, kozmetik alanındaki çalışmalarını zamanla beslenme ve sporcu ürünleriyle genişletti. Bu kapsamda Türkiye’de bir ilke imza atan Yeşilmarka, yerli whey protein tozu üretimini hayata geçirdi. Teknopark bünyesinde yürütülen AR-GE çalışmaları, TÜBİTAK desteğiyle güçlendirilirken, marka doğal ürünlerin yüksek performans sunamayacağı algısını bilimsel verilerle kırmayı hedefliyor. Yeşilmarka’nın bir diğer dikkat çeken adımı ise Sobe – Sense of Beauty markasıyla koku dünyasına girişi oldu. Böylece marka; içsel beslenme, dışsal bakım ve duyusal deneyimi tek çatı altında birleştiren holistik bir yapı kurdu. Ürünlerin yalnızca Trendyol ile sınırlı olmadığını belirten Osman Emre Sayın, Yeşilmarka ürünlerinin Hepsiburada, N11, Amazon ve markanın kendi e-ticaret sitesi üzerinden de satışta olduğunu, ayrıca yaklaşık 4 bin eczane ve zincir mağazada tüketiciyle buluştuğunu aktardı. Tekirdağ Süleymanpaşa’daki üretim tesislerinde yüksek hijyen ve kalite standartlarında üretim yaptıklarını belirten Sayın, tüm ürünlerin vegan, cruelty-free, paraben, sülfat ve silikon gibi zararlı bileşenlerden tamamen arındırılmış olduğunu ifade etti. Üretim süreçlerinde yerli tedarikçilere öncelik verildiğini, sürdürülebilirlik ve çevre dostu ambalaj kullanımının marka politikalarının merkezinde yer aldığını da sözlerine ekledi. Türkiye pazarında doğal kozmetik sektörünün öncü markalarından biri olmayı hedeflediklerini kaydeden Osman Emre Sayın, önümüzdeki 1–3 yıl içinde ürün portföyünü genişletmeyi, e-ticaret ve perakende kanallarında büyümeyi ve yurt dışı pazarlardaki varlığı güçlendirmeyi planladıklarını söyledi. Yeşilmarka, doğayı ve insan sağlığını ayrılmaz bir bütün olarak ele alan yaklaşımıyla, yalnızca ürün değil, sürdürülebilir bir yaşam standardı inşa etmeyi hedefliyor.

Temiz İçerik Odaklı Yerli Kozmetik Markası Heiluna’dan Ekonomi ve İhracat Değerlendirmesi Haber

Temiz İçerik Odaklı Yerli Kozmetik Markası Heiluna’dan Ekonomi ve İhracat Değerlendirmesi

Temiz içerik ve kadın sağlığı odaklı ürünleriyle dikkat çeken yerli kozmetik markası Heiluna, Türkiye ekonomisindeki dalgalanmalar, yerli üretim, fiyat politikaları ve ihracat hedeflerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme paylaştı. Heiluna tarafından yapılan açıklamada, markanın doğuş hikâyesinin; kadınların sade, etkili ve ulaşılabilir ürünlere erişimde yaşadığı zorluklardan ilham aldığı belirtilerek, temiz içerikli ve kullanıcı odaklı ürünler geliştirme hedefiyle yola çıkıldığı ifade edildi. Türkiye ekonomisindeki dalgalı sürecin üretim maliyetlerine etkisine de değinilen açıklamada, yerli üretici partnerlerle çalışmanın önemli bir avantaj sağladığı, ancak hammaddelerin büyük ölçüde dövize endeksli olmasının maliyetleri doğrudan etkilediği vurgulandı. Bu nedenle güçlü planlama ve fiyat-performans dengesinin öncelik haline getirildiği kaydedildi. Üretim süreçlerine ilişkin değerlendirmede ise Heiluna ürünlerinin tamamının Türkiye’de, yerli üretici partnerler aracılığıyla üretildiği; ambalaj, formül geliştirme ve üretim aşamalarının yerli kaynaklarla gerçekleştirildiği aktarıldı. Açıklamada, Türkiye’nin kozmetik alanında küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine olan inanç da dile getirildi. Fiyat politikalarına ilişkin olarak, kalite standartlarından ödün vermeden sürdürülebilir ve erişilebilir fiyatlandırmanın esas alındığı belirtilirken, tüketici güveninin kârdan önce geldiğinin altı çizildi. Dijitalleşmenin marka için temel bir yapı taşı olduğu vurgulanan açıklamada, Heiluna’nın dijitalde doğmuş bir marka olduğu, e-ticaret ve sosyal medya kanallarının hem iletişim hem de satış açısından stratejik rol üstlendiği ifade edildi. Tüketiciden gelen geri bildirimlerin ürün geliştirme süreçlerine doğrudan katkı sağladığı da belirtildi. Tüketicilerin içerik okuma ve bilinçlenme eğiliminin artmasının markanın temel yaklaşımıyla örtüştüğü ifade edilerek, “doğal ve temiz içerik” anlayışının bir pazarlama dili değil, markanın ana omurgası olduğu vurgulandı. İhracat hedeflerine ilişkin paylaşımda ise Heiluna’nın Florida’da şirket kurduğu ve Miami’de ofisinin faaliyete geçtiği bilgisi verildi. Ortadoğu ve Avrupa pazarlarında distribütörlük görüşmelerinin sürdüğü, temiz içerik ve kadın sağlığına odaklı ürünlerin küresel ölçekte ilgi gördüğü aktarıldı. Önümüzdeki beş yıla dair sektör öngörülerinde; sade, etkili ve doğal içerikli ürünlere olan talebin artacağı, dijital dönüşüm, regülasyonlara uyum ve sürdürülebilirliğin sektörü şekillendiren temel unsurlar olacağı ifade edildi. 2026’ya doğru Türkiye ekonomisine dair değerlendirmede ise dijital ihracat ve mikro ihracat modellerinin, özellikle niş kozmetik markaları için önemli fırsatlar sunduğu belirtilerek, doğru iş birlikleri ve planlamalarla bu süreçten güçlenerek çıkılabileceği kaydedildi.

Ünlü İsimlerde Marka Tescil Alarmı: “Türkiye’de Asıl Sorun, Sorun Çıktıktan Sonra Harekete Geçilmesi” Haber

Ünlü İsimlerde Marka Tescil Alarmı: “Türkiye’de Asıl Sorun, Sorun Çıktıktan Sonra Harekete Geçilmesi”

Ünlü İsimlerde Marka Tescil Alarmı: “Türkiye’de Asıl Sorun, Sorun Çıktıktan Sonra Harekete Geçilmesi” Üstün Patent Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Arslan Kart, Breaking News’e yaptığı açıklamada, Türk ünlülerinin marka tescili konusundaki bilincinin son yıllarda artsa da hâlâ kritik seviyede eksik olduğunu belirterek uyarıda bulundu. Kart, “Türkiye’de hâkim olan yaklaşım, sorun ortaya çıktıktan sonra çözmeye yönelmek. Oysa marka tescili kriz anında değil, en baştan planlanması gereken bir süreçtir.” dedi.  “Ortadoğu’da ünlü isimlerin başkaları tarafından tescil edilmesi hukuki boşluk değil, takip eksikliği” Kart, Türk oyuncu ve ünlülerin isimlerinin özellikle Ortadoğu ülkelerinde farklı kişiler tarafından hızlıca tescil edilmesinin temel sebebinin “hukuki boşluk” değil, “stratejik takip eksikliği” olduğunu söyledi. “Bazı Ortadoğu ülkelerinde tanınmış marka koruması Avrupa kadar güçlü değil. Popüler Türk oyuncularının isimleri fırsatçılar tarafından ticari fırsat olarak görülüyor. Sorun, gerekli izleme sistemlerinin kullanılmaması.” ifadelerini kullandı. Yurtdışında izinsiz tescil edilen isim nasıl geri alınır? Özlem Arslan Kart’a göre, bir ünlünün ismi yurtdışında izinsiz tescil edildiyse süreç ortalama 8–24 ay sürebiliyor. “İtiraz veya hükümsüzlük davası açılır, ardından ünlünün tanınırlığını ispatlayan tüm medya delilleri sunulur. Başvuru sahibinin kötü niyetinin ispatlanması süreci hızlandırır. Doğru yönetildiğinde isim çoğunlukla geri alınabiliyor.” dedi. “Sadece Türkiye’de tescil artık yetmiyor” Kart, ünlüler için yeni dönemde çok daha geniş bir koruma stratejisinin zorunlu hâle geldiğini vurguladı: “Hedef ülkelerde önceden başvuru yapmak, global marka izleme sistemi kullanmak ve menajerlik sözleşmelerine marka koruma maddeleri eklemek şart. Türk dizilerinin global etkisi nedeniyle bu artık bir seçenek değil; zorunluluk.” diye konuştu. Sadece isim değil, sahne adı ve karakter adları da tescil edilebiliyor Kart, birçok ünlünün hâlâ marka tescilini yalnızca isimden ibaret sandığını belirterek şu bilgileri verdi: “İsim–soyisim, sahne adı, lakap, imza, dizi ve film karakter isimleri, sosyal medya kullanıcı adları ve logolar tamamen tescil edilebilir. Ünlünün ticari kimliğini oluşturan tüm unsurlar marka koruması kapsamına alınabilir.” “Tescil almayan ünlü, kendi adını kullanma hakkını kaybedebilir” Marka tescili olmayan ünlülerin ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya olduğunu belirten Kart, şu uyarıda bulundu: “Kendi adını ticarette kullanma hakkını kaybetmekten sahte ürünlerle mücadeleye, itibar kaybından e-ticaret gelir kaybına kadar birçok risk ortaya çıkıyor. Tescil edilmeyen her ad, potansiyel bir kayıp demektir.”  “Menajer ve yapımcılar artık marka koruma ekibinin bir parçası olmalı” Kart’a göre, ünlü isimlerin marka değeri artık kariyer yönetiminin ayrılmaz bir parçası: “Artık yapımcı ve menajerlerin yalnızca projeleri yönetmesi yeterli değil. Ünlünün marka varlığını profesyonel şekilde koruyacak bir ekip kurulması ya da uzman IP ajanslarıyla çalışılması günümüzün gerekliliğidir.” dedi. En çok kötüye kullanım tekstil ve kozmetik sektöründe Türkiye’de ünlü isimlerinin en sık kötüye kullanıldığı sektörleri de sıralayan Kart, “Tekstil, kozmetik–parfüm, aksesuar, takı ve sosyal medya ürünleri en riskli alanlar. Bu sektörlerde fırsatçılık çok hızlı gelişiyor.” açıklamasını yaptı. Kendi markasını kurmak isteyen ünlüler için üç kritik adım Kart, ünlüler için markalaşma sürecinin temel yapı taşlarını şöyle özetledi: “Doğru sınıflarla tescil, uluslararası koruma stratejisinin baştan kurulması ve markanın iş modelinin doğru yapılandırılması… Bu üç adım güçlüyse, marka büyür ve sürdürülebilir olur.” “İzinsiz kullanım sadece tescille engellenemez; çok katmanlı koruma şart” Kart, ünlü isimlerinin parfüm, çorap, çanta, gıda gibi ürünlerde izinsiz kullanılmasını önlemek için yalnızca marka tescilinin yeterli olmadığını vurguladı: “Haksız rekabet hükümleri, kişilik hakkı davaları, alan adı korumaları, sosyal medya marka araçları ve telif hukuku mekanizmaları birlikte kullanılmalı. Gerçek koruma ancak çok katmanlı bir stratejiyle sağlanır.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.